Bir ekranı bitirdiğimizi ne zaman anlarız? Ekleyebileceğimiz başka bir şey kalmadığında mı, yoksa artık çıkarmak istemediğimizde mi? Bu örnek makale, ikinci sorunun peşinden gidiyor.
Bir arayüzü tasarlarken boş kalan her yer yeni bir fikir çağırabilir. Bir rozet daha, hareketli bir ikon, biraz daha açıklama. Tek tek bakınca hepsi makul görünür. Yan yana geldiklerinde ise hangi cümlenin asıl cümle olduğunu bulmak zorlaşır.
Karakter birikerek oluşmak zorunda değil
Karakteri bir malzeme listesi gibi düşünmek kolay: büyük yazı, güçlü renk, eğlenceli hareket. Oysa aynı üç malzemeyle birbirinden çok farklı deneyimler kurulabilir. Farkı çoğu zaman nerede kullanıldıkları belirler.
Kurcala’da büyük ve oynanabilir bir isim var. Bu fikir her paragrafta yeniden karşımıza çıksaydı, bir noktadan sonra okumaya ayırdığımız dikkati istemeye başlayacaktı. Okuma sayfasında aynı karakteri daha sessiz işaretlerle taşımayı seçebiliriz: bir kenar notu, renkli bir ayraç, beklenmedik bir tipografik vurgu.
Bir sayfanın her parçası konuşabilir. Ama hepsinin aynı anda konuşmasına gerek yok.
Bu bir minimalizm kuralı değil. Daha çok, bir sohbetin ritmini kurmak gibi. Kimi yerde söz uzar, kimi yerde kısa bir işaret yeter.
Boşluk da bir tasarım kararı
Boşluk bazen henüz tamamlanmamış bir alan gibi hissettirir. Oysa bir başlığın ardından bıraktığımız mesafe, okuyucuya o başlığın ne kadar önemli olduğunu anlatabilir. İki paragraf arasındaki durak, düşüncenin yön değiştirdiğini gösterebilir.
Bu yüzden bir alanı doldurmadan önce şu soruyu sormak faydalı: Eklemek istediğim şey hangi işi yapacak? Yol mu gösterecek, bir kararı mı açıklayacak, sadece sayfayı dolu mu hissettirecek?
Son cevap da bazen geçerli olabilir. Bir afişin coşkulu, bir oyunun kalabalık görünmesini isteyebiliriz. Ama uzun bir yazıda aynı tercih farklı bir bedel taşır: okurun düşüncesi daha sık bölünür.
Küçük bir çıkarma deneyi
Bir sonraki taslağında yeni bir şey eklemeden önce üç parçayı geçici olarak kaldırmayı dene:
- Başlıkla aynı şeyi tekrar eden bir açıklama.
- Hiçbir kararı değiştirmeyen bir etiket.
- Sayfanın asıl eylemiyle yarışan ikinci bir çağrı.
Ardından ekranı ilk kez görüyormuş gibi oku. Neyi kaybettin? Neyi daha hızlı gördün? Çıkardığın parçayı geri koymak istiyorsan nedenini tek cümleyle anlatabilir misin?
Bu deneyin amacı ekranı mümkün olduğunca boşaltmak değil. Her parçanın işini biraz daha görünür kılmak. Bazen sonuç, çıkardığın şeyi daha güçlü bir biçimde geri eklemek de olabilir.
Sade olan da merak uyandırabilir
Merak her zaman sürpriz bir animasyondan doğmaz. İyi bir soru, beklenmedik bir başlık ya da cümlenin sonunda bırakılan küçük bir boşluk da okuyucuyu ilerletebilir.
Bir sayfada eğlencenin yerini belirlemek, eğlenceden vazgeçmek demek değil. Yazı okunurken geri çekilen tasarım, sayfanın sonunda yeniden bir oyun alanı açabilir. Bir fikrin ardından gelen yorum kutusu da bu ritmin bir parçası olabilir.
Sen bir arayüzden en son ne çıkardın? Sonuç düşündüğün gibi oldu mu? Aşağıda konuşabiliriz.
Yorumlar açılıyor…